Mavi kuş her daim sarhoş Biraz da bize kızmış, Onun için hiç yüz vermiyor Oysa güzel şarkıları vardı Yıldızlara ve denizlereAma söylemiyor ki bizlere, susuyorSuç işlemiş eller gibiPerondaki boş trenler gibiUcu görülmeyen tüneller gibiGel hiç üzülmeSalına salına uçBen gelemem ama sen git biraz dolaş
Saksağanın şakası sandılarMuhabbet kuşları ve papağanlarBelki de arkadaşındırlarKargalar gibi karaladılar
Kırlangıçlar ve serçelerBize biraz yalan söyledilerÇok saftıkZararsız küçük yalanlar gibiYağmurdan kaçanlar gibiBütün vapurları kaçıranlar gibiGel hiç üzülmeSalına salına uçBen gelemem ama sen git biraz dolaş
Mavi kuş sanki bir düşKaşla göz arasındaGeceyle gündüz ortasındaSokaklar bile sokaklara kesişirGölgeler ki güneşe bağlıBiz ikimiz de öyleyiz ama bilmeyizAğıramamış aydınlıklar gibiKireç tutmuş çaydanlıklar gibiHiç sevişmemiş insancıklar gibiGel hiç üzülmeSalına salına uçBen gelemem ama sen git biraz dolaş
Özlemeyecegim artık, Özlemlerimin gebe sancılarını çekmeyecegim, Gece yarılarında ağlayıp, Seni düşünerek sabahlamayacağım, Sana gitmeyecek yorgun ayaklarım, Sana ağlamayacak birdaha gözlerim, Bağrıma taşlar bastırıp, Herşeyi unutacağım. Geçmeyecegim birdaha sizin sokaktan, Geçsemde bakmayacağım inadına, Seni görsemde başımı çevirmeyecegim, Gem vuracağım duygularıma, Susturacağım kahrolası özlemlerimi. Aşka küskün kalbimi, Bir başka yerde ağırlayacağım, Silecegim herşeyi, Senden kalan ne varsa, Burdan van a kadar. sileceğimmmmmmm
kaç kadeh kırıldı sarhoş gönlümde bir türlü kendimi avutamadımm kaç gece agladım böyle gizlicee ne yaptımsa seni unutamadım... kim bilir kimler var şimdi kalbindee sen beni unuttun coktan belkide ben hala yasarım eski günlerde herseyde sen varsın unutamadım herseyde sen varsın unutamadımmm...memocan65 radio girişi
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardir sevgili. insan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her sey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençligimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokaklari dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdigimiz insanlarin çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasiz yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... insan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. insan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... işte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak...Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...
Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdigi büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...